Regresyon Terapisi İlk GYRT (Geçmiş Yaşam Regresyon Terapisi) Deneyimim!!! 25.08.2008

İlk GYRT (Geçmiş Yaşam Regresyon Terapisi) Deneyimim!!!

İlk deneyimim GYRT’nin tanıtım toplantısında ‘şans eseri’ benim üzerimde uygulandı.. Kendimi Kaliforniya’da bir köyde çiftlikte annesiyle yaşayan 16 yaşında bir erkek çocuğu olarak gördüm.. Babam para kazanmak için uzaklarda bir yerdeydi.. Çiftlikteki işlerde anneme yardım eden bir pozisyondaydım.. İlk görüntüde büyükçe bir köy kulübesi olan evimin kapısında nefes nefese bir durumdayken içeride yufka ekmek açmakta olan anneme bakıyordum.. Annem o kadar kızgın ve kaşları çatık bakıyordu ki bana ‘Yine geciktim,yine annemi memnun edemedim’ diye üzüntüden içim içimi yiyordu.. Sanki çok büyük bir suç işlemişim gibi .. (halbuki onun istediği saatte evde olmak için çok çabalamıştım..zavallı ben..içim acıyor) Kendimi anneme anlatma şansım yok,sık sık aynı olayı yaşayan bir çocuk olarak ‘kendimi ispatlama şansım da yok’ diye düşünerek kapıdan dönüyorum..Tarlada buğday başaklarının arasından ağır ağır yürürken büyük bir can sıkıntısıyla  köyün deresinin kenarında buluyorum kendimi..Yere oturmuş bitik,umutsuz bir şekilde elimdeki bir dal parçasıyla toprakta anlamsız şekiller çiziyorum..Bir yandan da ‘Bu hayat yaşanmaya değmez’ tarzında düşünceler dolaşıyor kafamda..Uzun süre düşünüp ikilemler yaşadıktan sonra kararımı veriyorum ve derenin üstündeki köprüye doğru yürüyorum ve oradan atlayarak kendimi akarsuya bırakıyorum.. İntihar ediyorum..            

 
(Bu seans öncesinde zihnimde son zamanlarda kendi annemle ilişkimizle ilgili üzüntülerim ve adını koymakta zorlandığım,kabullenemediğim öfkelerim vardı..Onun kırılgan,huzursuz
kimliği beni rahatsız ediyordu..Bir yandan da anneme karşı bu duygularımdan dolayı suçluluk hissediyordum..Öyle ya,bir evlat nasıl olurda annesine böyle hisler duyardı..Hem de bu anne o kadar iyi ve fedakarken..Bir yandan ona karşı sıcak,sevecen olmak isterken bir yandan bunun tam tersi şekilde tahammülsüz davranmak beni inanılmaz üzüyordu..Aslında davranışlarımı çoğu zaman kontrol edebilirken sıkıntı çoğu zaman içimdeydi,ve onunla sıcak bir sarılma ,kucaklaşma deneyimim yoktu,olmuyordu..Bu da ayrı bir sorun gibiydi benim için.Ve annem hayattayken bu hislerimi çözüme ulaştırıp rahatlamak istiyordum..Hem kendim,hem de onun için.. )
 
Hal böyleyken çok uğraşsa da annesini memnun edemeyen mutsuz çocuk olarak görmem gerçekten çok ilginçti..Seansın devamında sanal olarak ruhsal alemdeymişiz gibi geçmiş yaşamımdaki kızgın anneyle diyaloga girdik.Ve ona o yaşamda söylemek isteyip de söyleyemediğim her şeyi söyledim..Ne olurdu beni anlasaydı,güç verseydi,destek olsaydı..Bir kere de kızgınlığını göstereceğine sevgisini gösterseydi,sevildiğimi
hissettirseydi,başımı okşasaydı,sarılsaydı..O sıcaklıkla bütün sıkıntım hafiflerdi..Başka istediğim hiçbir şey yoktu ..Bunu yaşayamadıktan sonra hayatın ne anlamı olabilirdi ki?..Ardından onu dinledim…’Böyle şeyler hissettiğini bilmiyordum’ diye cevapladı..Hayatın zorluğundan başka bir şey göremiyordu ki..Tek başına benimle kalmıştı ve karnımızı doyurmak için işlere yetişmekten başka bir şey düşünemiyordu…Ama bilseydi,ah bilseydi benim iç dünyamı, canı gibi sevdiği çocuğunun canına kıymasına sebep olurmuydu? O da çok üzgündü ve affetmemi istiyordu… Ben affetmek istiyordum ama içimden gelmiyordu bir türlü.. Öyle ya ,üzüntümden canıma kıymışım,affetmek kolaymıydı? Bir süre direndikten sonra Andy bir yastık uzatarak istemesemde anneme sarılarak onu affetmemin nasıl bir duygu olabileceğini deneyimlememi istedi..Sadece bir deneyim olmasına izin verip veremeyeceğimi sordu..Ne de olsa burası ruhsal alemdi…Daha doğrusu sadece zihnimde yaşadığım sanal bir oyundu..Bu sözden sonra direnmek hem komik,hem de anlamsızdı..Kabul ettim ve sanki anneme sarılıyormuşum gibi sıkıca yastığa sarıldım..O anda ilginç bir şey oldu ve ağlamaya başladım..İlk kez annemin sıcaklığını tenimde hissetmiştim..Doğru ya ,onun da buna en az benim kadar ihtiyacı vardı..Birbirimizi suçlayarak,affetmeyerek nereye kadardı?..Geçmiş yaşamda o bana kızgındı,şimdi de ben ona ..Sonuçta bu sarılma deneyimi kollarıma o yaşamda tatmamış olduğum kucaklaşmanın güzelliğine olan özlemimi tatmin etmişti ..Bu duygu boşalımı (katarsis) ve psikodramanın ardından gerçekten çok rahatlamıştım..Sanki kendime ve anneme olan borcumu ödemiş gibi hafiflemiştim..
Bu hafiflemenin ardından sıra şimdiki annemle yaşadığım soruna gelmişti..Seansın devamında sırada onunla bir diyaloga girmek vardı..Şimdiki anneme kendi öz çocuklarının evinde huzursuz ve kendini yük gibi hisseden, aciz gören kimliğinden dolayı aynı huzursuzluğu yaşadığımı ve bundan dolayı üzgün,öfkeli ve çıkmazda olduğumu ifade ettim..Bu duygularımın istemesem de ona eleştirel yaklaşmama sebep olduğunu,bu durumun beni mutsuz ettiğini anlattım..Ayrıca,ona bakmak zorunda kalma ihtimalinden korktuğumu,bunun özgürlüğümü kısıtlamasına katlanamayacağımı ve kendimi özgür hissetmenin benim için çok önemli olduğunu anlattım…Sonra onu dinlemeye başladım…İlk söylediği şey şuydu:’Ben de özgür olmak istiyorum’..O anda çarpıldım diyebilirim..Duruma annemin penceresinden bakınca derin düzeyde onun da ihtiyacının benimle aynı şey olduğunu görmek şok etmişti..Çünkü bugüne kadar bu olaya bu bakış açısından yaklaşmak hiç aklıma gelmemişti..(Nasıl gelebilirdi ki,toplam beş kız kardeş olduğumuz halde, yalnızca birimizin annemizin sorumluluğunu taşıma olasılığı sıfırken,üstelik annem elden ayaktan düşmemişken, zayıf egom olayı ne kadar çarpıtmış ve abartmıştı…Bu tuzağa düşmüş olmak,dolayısıyla asıl gerçeği görememiş olmak gerçekten çok acı..Neyse ki fark edip dönüştürme şansını kullanmak bir o kadar rahatlatıcı..)  
 
Bu seansın ardından Adana’ya evime döndüğümde ilk yaptığım şey, anneler gününü fırsat bilip ona ilk kez sıkıca sarıldım..Yumuşacıktı..O güne kadar bunu fark etmemiş olmanın şaşkınlığını yaşarken ,bir yandan da bunu deneyimlemiş olmanın rahatlığını, sevincini
yaşamak garipti ama çok güzeldi.. Sanki o günden sonra annem evime geldiğinde çok daha rahattı..Evinde gibi hissediyordu..Ya da bana öyle geldi bilmiyorum..Sanki ben değişince ,rahatlayınca ona da yansımıştı..O noktadan sonra başka bir şey bilmeme gerek yoktu zaten.. Öğrendim ki sevmek,öyle ya da böyle sevdiğini göstermek en pratik,en çabuk çözümü getiriyordu..Diğerleri sadece ayrıntı ve yanılsama idi..Ve bu farkındalıktan iki ay sonra annemi kaybettik…Sanıyorum yaşadığım farkındalık bağlamında annemin zamanlaması ilginçti..Sanki anne olarak öğreteceği bu konu kalmıştı ve görevini tamamlamıştı..En azından benim için böyleydi..
 
Bu seansla ilgili içgörülerim bu kadarla kalsa iyi..Seanstan sonraki yaklaşık on gün içinde yepyeni bakış açılarına ulaştım..En etkilendiğim büyük oğlumla ilgili olanı.. Onun çok sık ‘Yine geciktim,yine annemi memnun edemedim’ tarzında sözler kullandığını hatırladım..Bunu bana hatırlatan bir anlık yakaladığım yüz ifadesiydi..İstanbul’dan dönmeden önce 1 saatlik zamanımı oğlumla yemek yiyerek geçiriyorduk..Bana vizelerinin nasıl geçtiğini anlatıyordu ..Bir iki tanesi çok iyi değilmiş,çünkü o günlerde eğlenceye
takılmış..Büyük bir samimiyet ve açık sözlülükle paylaşıyordu iç dünyasını..’Biz sana iyi çalış dedik’ şeklinde pat diye tokat gibi bir laf çıktı ağzımdan..(o güne kadar sürekli ‘iyi eğlen,iyi dinlen,iyi çalış’ şeklinde tekerleme gibi sözlerle bitirirdim telefon konuşmalarımızı..İkimizde gülerdik..’Tamam anacım hiç merak etme sen’ derdi ..)gelgelelim o gün ona sadece ‘Biz sana iyi çalış’ kısmını yineledim.Bu sözüm buram buram eleştiri,yargı,suçlama kokuyordu..Bir an oğlumun yüzünde,gözünde hafif bir dumanlanma hissettim…Sanki bir anlık enerji kaybı,moral bozukluğuydu.. O kadar çok beni memnun etmeye kaptırmıştı ki kendini hiç üstünde durmadı..Öyle ya ,az sonra yolcu edecekti beni,şimdi böyle şeyleri kafaya takmanın ne alemi vardı..Biraz daha sohbetten sonra vedalaştık..Uçakta kendimle baş başa kaldığımda sanki beynimde bir şimşek çaktı…Oğlumdaki o dumanlanma,hüzün ,acı tıpkı benim geçmiş yaşamda hissettiğim gibiydi..Çocuğum zaten sorumluluğunu bilen bir insandı,bu lafın ne gereği vardı diye kendi kendimi yedim.Bir anda geçmiş yaşamda bana kızgınlıkla bakan annemin rolüne bürünmüştüm..Aynı anda hem üzen hem de üzülen olmuştum..Üzen ile üzülen arasındakiyse üzüntü süreciydi,üçleme kendini tamamlamıştı.. Eskiden okumuş olduğum ama tam idrak edemediğim ,’Nasıl yani?’ diye sorduğum soruların yanıtını almıştım..Gözleyen,gözlenen ve gözlemin kendisi bir ve bütündü..Deneyimleyen,deneyimlenen ve deneyim süreci sanki anlık bir bütünlüğün içine sığıvermiştik….Aynı anda hem anne,hem evlat olmak ikilikten birlik bilincine geçmek gibi bir şeydi…Hüzün,lütuf,şükür duyguları birbirine karışmıştı..
O günden sonra çok şükür ki bir daha hiçbir şey eskisi olmadı..Artık oğlumla ilişkimiz çok daha keyifli ve verimli..Artık zaman zaman onunla ‘Niye böyle sıkıntılar yaşıyoruz’ sorusunun cevabını bulmuştum..Dolayısıyla eleştirel tarafımı törpülemem,takdir edilecek davranışları öne çıkarıp onlar üzerine odaklanmamın hem kendime hem çevreme daha hayırlı olacağına karar verdim…
O gün bugündür yalnız çocuklarıma değil, tüm ilişkide olduğum insanlara aynı şekilde yaklaşma gayretindeyim..İlişkilerimi olumsuz etkileyen kör noktamı bulmuş,yaşam kalitemi bozan özelliğimle yüzleşmiştim..İnsanları çok eleştiriyordum..Ser’de öğretmenlik te var ya,çok öğretiyordum..Sanki herkes yanlış, ben doğruydum..Bu kadarla kalsa iyi..Eleştirildiğim zaman içten içe çok üzülür,içerlerdim..Eleştirilmeye tahammül edemediğimi fark ettiğimde kendi acı gerçeğimi kabullendim..Eleştirilmek istemiyorsan eleştirmeyi bırakacaksın..Sen değişeceksin,başkası değil..Olayın özüne baktığınızda ben beni eleştiriyordum..Diğerleri bu yönümü bana gösteren aynalar olarak rollerini oynuyorlardı sadece..Üçleme yine ortadaydı..Eleştiren-eleştirilen-eleştiri süreci..Böyle süren bazı ilişkilerin(en çok kendi kendimle ) bu tarz bir süreçle keyifli olma şansı yüzde kaç olabilirdi?..Üstelik kendimi çok yapıcı bir insan zannederken böyle bir yüzleşme, bilgisayar diliyle, bilinçaltımı yeniden formatladı ..İyi ki öyle oldu..Ya fark etmeseydim..Kim bilir ne çamlar devirecektim ve muhtemelen altında kalacaktım..Niye kaldığımı da bilmeyecektim..Üçlemenin bir ayağı hep eksik kalacaktı..
Yanılsamanın içinde bocalayıp duracaktım..O zaman acı çeken- çektiren-çekme sürecine dönüşecekti yaşam…Şimdiki haliyle ise öğrenen-öğrenilen-öğrenme süreci..Yani,gelişme süreci,ya da fark eden-fark edilen-farkındalık süreci devrede.. Mevlana ne kadar sade anlatmış bu durumu; ’Ne ararsan kendinde ara’..’Hayat hikâyende ok’ta sensin,yay’da sensin,hedef’te sensin’ diyerek..
 
Böyle bir seanstan sonra GYRT terapistlik eğitimine balıklama atladığımı anlamışsınızdır..(Bu noktada seans sırasında gördüklerimin bir geçmiş yaşam mı yoksa uydurduğum bir hikaye mi olduğunun hiçbir önemi yok..Bilinçaltı yine kendi lisanıyla konuşmuş ve bana beni gösterecek en uygun hikayeyi yaratmıştı..GYRT’nin beni ilgilendiren en önemli özelliği buydu..)
Bu terapiyi uygulayarak sıçrama yaşamaya hazır olan insanlara ruhsal yolculukları esnasında dönüşümlerine vesile olmak,böyle bir noktada hayatlarına dokunmak şimdiki yaşam keyfim,kendime göre var oluşumun anlamı ve amacı…Hüzün,lütuf ve şükür duygularımı şimdi danışanlarımla paylaşıyorum..Hazine sandığım deneyimlerin çeşitliliğiyle dolup taşıyor,kitaplaşıp elle tutulur hale geliyor,gerçekliğini hissettiriyor..Hayal ile gerçek ‘bir’ oluyor…Sisteme hayranlık duymamak elde değil..Yaratan-yaratılan-yaratma süreci ‘bir’ arada ve işbirliği halinde..Yaradan yarattıklarında kendini değişik suretlerde göstererek,kendini kendimizde görmemizi istiyor gibi..Dokunulabilir,hissedilebilir,duyulabilir,görülebilir olduğunu
anlamamızı ister gibi..Şah damarımızdan yakın olduğunu en güzel Yunus Emre dile getirmiş galiba..Hem de iki minik dizeyle;’Et’e kemiğe büründüm,Yunus diye göründüm’ diyerek ..Anlatımın sadeliğine hayran kalmamak mümkün değil..

Yorumlar :

Ad ve Soyadınız  :   
e-posta adresiniz :    
Yorum :  
 

E:Ç:S    15.09.2008 19:53:45

Tavsiye Ben 'Quantum Düşünce Tekniği'1 ve 2 ile Regresyon Terapileri aldım. 50 yaşıma girmeye kısa bir süre kalmışken almış olduğum bu çalışmaları , hayatta kendime yaptığım iyilikler listemde baş sıralara yerleştirdim.İyi ki yapmışım ! Bu yaşta ilk kez gerçek anlamda kendimi keşfettim. İç yolculuk, düşmanında kendini görmek vs. vs. gibi eskiden bana flu görünen nice cümlenin gerçek anlamlarına ulaştım. Şimdi görüyorum ki ben de bir iç yolculuk başlatmışım. Sezaver bilir benim ne kadar gezdiğimi. Gerçek ve en muhteşem yolculuğum ise işte bu.Bu eğitimleri alırken, öncesinde ve sonrasında da eksiklerimi bol bol okuyarak kapatmaya çalışıyorum. Görüyorum ki : Dışarıda ne varsa, neyi yaşıyorsak ; aslında o bizim içimizde. Eğitimler içimizin en gizli noktalarını keşfederek, kendi içimizdeki ışığa ulaşmamızı sağlıyor. İnsanın aydınlık ve karanlık tüm yönleriye kendini keşfetmesi ise içindeki (ve aynı zamanda dışındaki) zaten varolan ama o güne kadar ulaşılması hayal bile edilememiş sınırsız potansiyele ulaşmasını sağlıyor. 'Hayatta kendinize yaptığınız iyilikler' listesine yeni maddeler eklemek istiyorsanız bu eğitimleri önemle tavsiye ederim. E.Ç.S


sibel gülüt    12.09.2008 16:36:24

Bu büyük uğraşlarla ve özveriyle hazırlamış olduğun siten hayırlı olsun. Tebrik ediyorum. Hemen Sık kullanılanlara alıyorum. Bundan sonra bu site benim rehber kitabım olacak. Sevgiler


merve    02.09.2008 08:49:40

böyle bir site hazırladığınız teşekkürler, okumaktan ne kadar çok keyif aldığımı anlatamam. çok faydalı olacağına eminim. siteniz hayırlı olsun...


Sema Kahya    01.09.2008 22:44:06

Sezaver'cigim, Kendine biraz haksizlik yapmissin,sen zaten cok iyi bir insansin,yumusaksin,anlayislisin. Ogretmenlik bile seni etkilememis bence. Tek eksigin her an eglenmekti,son gordugumde bunuda hallettigini farkettim:) Sevgiler siten cok guzel olmus hayirli olsun.

Copyright © 2008, Sezaver.Net. Her Hakkı Saklıdır.        Designed By  Mitra