Regresyon Terapisi Geçmiş Yaşam Regresyon Terapisiyle tanışmak için en uygun zaman 'ŞİMDİ' değilse ne zaman? (Örnek bir vaka) 03.10.2008

Geçmiş Yaşam Regresyon Terapisiyle tanışmak için en uygun zaman 'ŞİMDİ' değilse ne zaman? (Örnek bir vaka)

 

Geçmiş Yaşam Regresyon Terapisiyle tanışmak için en uygun zaman ‘ŞİMDİ’ değilse ne zaman?

 
Sorunlarınızı çözmek için birçok yöntem denediniz ve sonuç alamadıysanız, sebebi belki de geçmişteki bir yaşamdan kaynaklanmaktadır.!!! Geçmişte yaşanmış ve tamamlanmadığı için çözülememiş (donmuş) enerjiler bugünkü hayatınızı olumsuz etkiliyor olabilir. O nedenle geçmişteki bir olaydan kaynaklanan bir tıkanıklığı ancak yaşandığı an’a giderek çözebilirsiniz. Böylece hem bugününüzü hem de geleceğinizi kurtarabilirsiniz.
 
 3- 4 saat süren 1 seansla en derin duygusal ve ruhsal yaralarınızı iyileştirebilirsiniz. Duygusal ve ruhsal bedeninizdeki iyileşmenin fiziksel bedeninizdeki bir rahatsızlığı da iyileştirme şansını arttırdığını görebilirsiniz..
 
 
İşte bu açıklamaya uygun, bir taşla bir kaç kuş vurduğumuz bir vaka örneği: 
 

Bir danışanım yaptığı küçük para hesaplarından dolayı çok üzülüyor, kendini çok eleştiriyordu..Hiç borcu yoktu..Maddi durumu bu kadar küçük hesap yapmayacak kadar iyiydi..Çok lüks olmamakla birlikte ihtiyaçlarını rahatlıkla karşılayabiliyordu..Zorlansa da kendi çapında para yardımları yapabiliyordu. Ancak.bunu yaparken verip vermeme konusunda ikilemler yaşıyordu..Çünkü, yanlış kişilere verdiğini düşünüyor ama ihtiyaç içinde görünen akrabaları olduğu için öncelikle onlara vermesi gerektiğini düşünüyordu..(Ne de olsa aldığı toplumsal öğreti bunu emrediyordu!!..o nedenle bu öğretiyi sorgulamak ta onu rahatsız ediyordu..) Aslında yaptıklarına baktığınızda pinti de değildi.. İç dünyasında yaptığı küçük hesaplar dışa yansımıyordu ama zihninin bu konuyla sık sık meşgul olması onu çok yoruyor, daraltıyordu..Bundan kurtulmak ve para ile ilişkisinde rahatlamak  istiyordu..Kime ve nereye olursa olsun parayı verirken de , alırken de rahat hissetmek istiyordu artık…Ayrıca sol omuzunda ve kolunda zaman zaman sebebini bulamadığı ağrıları oluyordu..Çok uğraşmış ama çözüm bulamamıştı..Bir çeşit romatizma diyerek geçiştiriyordu!!!!!.

 
Sol kolunda hissettiği bu ağrıya odaklandık ve bu ağrının nedenini bize gösterecek olan bir geçmiş yaşama köprü olarak kullandık…Danışanım girdiği hikayede kendini 50’li yaşlarda marangoz olarak çalışan bir köylü olarak gördü..Bir gün atölyesinde bir iş kazası oluyor ve sol koluna bir kereste düşüyor ve günlerce alçıda kalıyor..Ancak iyileşmiyor ve ağrıdan duramıyor..Köyün sınıkçısına sardırıyor kolunu..3 ay kadar bu ağrıyla o kolunu kullanamadan yaşıyor..Her geçen gün kolu daha da kötülüyor ama yine de biraz birikmiş olan parasını şehre gidip de hastanelerde harcamak istemiyor!!!!. Ancak karısı onu zorlayınca kalkıp gidiyorlar hastaneye..Doktor ‘Çok geç kalmışsınız, bu kolu kurtaramayız, ameliyatla kesmemiz lazım’ diyor..O an marangoz kimliğindeki danışanımın hisleri ve düşünceleri aynen şöyleydi: ‘Ben ameliyat olmak istemiyorum, canım gitsin ama param gitmesin’ !!!!!..Bu durum bize marangoz olarak doğmadan önceki  bir hayat hikayesinin olduğu izlenimi verdiği için bir önceki (bu duyguyu bu yoğunlukta yaşamasına sebep olan) yaşam hikâyesine girdik..Öyle ya, bir insanın parayı canına tercih etmesi gerçekten çok ilginçti !!!!..Zamanda daha geriye giderek önceki hayatta neler olduğunu bulduk..Danışanım bu kez kovboy filmlerindeki gibi bir kasabanın 55 yaşlarındaki banka müdürüydü!!!!..Bir gün 4 soyguncu silahlarıyla bankaya geliyor ve paraları torbalara doldurmasını, yoksa öldüreceklerini söylüyorlar..Çaresiz söyleneni yapıyor..Ancak parası giden kasaba halkı onu suçlamaya başlıyor..Cezasını çekmesini ve yargılanmasını istiyorlar..Banka müdürü bu suçlamalara dayanamıyor..Artık yaşamanın anlamı yok diyerek, saygınlığını kaybetmiş olarak yaşamaktansa kendi cezasını kendi veriyor ve bir gece vakti evinin tahtadan yapılmış balkonunda tabancayı şakağına dayayarak  kendini vuruyor..
 
Danışanım sanal olarak girdiğini hissettiği Ruhsal alemde kendini suçlayanlarla dialoga girdiğinde ilginç bir uzlaşmaya ve birbirlerini anlayıp affetmeyle sonuçlanan bir noktaya vardılar..Halk karşısındaydı ve banka müdürü kimliğiyle danışanım onlara : ‘Tamam..Haklısınız..ama başka ne yapabilirdim ki? Silahlı soyguncuların karşısında siz benim yerimde olsanız ne yapardınız?’ diye sordu..Öfkeli halk: ‘ Niye bankayı tek başına yönetiyordun? Bir yardımcın olsaydı her şey farklı olabilirdi’ dediler..( O anda banka müdürü olarak banka sahibine şirin görünmek için, onu masraftan kurtararak takdir görürüm düşüncesiyle bir yardımcı istemediğini fark etti !!!!!Yardımcı isterse patronun gözünden düşebilirdi !!!.. Ayrıca, tek başına böyle büyük bir sorumluluğu başardığı için gurur duyduğunu hatırladı!!!!!.(içgörü ve yüzleşme yaşadığı o an danışanımın yüzünde farklı bir aydınlanma, aynı zamanda şaşkınlık ifadesi oluştu..) ‘Nereden bilebilirdim ki böyle olacağını…Hem zaten uzun zamandır çok ta iyi götürüyordum işleri..Hep böyle devam edecek sandım’ diyerek bu hislerini açık yüreklilikle aktardı öfkeli insanlara..
 
Bunları duyan halkın öfkesi bu kez banka sahibine yöneldi..Öyle ya, böyle riskli bir işi nasıl oluyor da tek bir kişiye yüklemeyi göze alabilmişti..Hem kendi batmış, hem de kasaba halkı batmıştı..Her şeyin sebebi onun pintiliğiydi!!!!..Patronun kaybı hepsinden büyüktü..O nedenle o’ da şaşkın, pişman ve öfkeliydi..Önce o da banka müdürünü suçlarken, halkın kendini suçlamaya başlamasıyla birlikte o'da bir anlık derin!!! bir sessizlikten sonra kendini şöyle savundu : ’Bu suçlamanızda haklısınız’..’Peki, sizin hiç mi sorumluluğunuz yok? Niye uyarmadınız? Niye baskı yapmadınız ? Bankayı tek bir kişinin idare ettiğini biliyordunuz.. Buna rağmen paranızı niye teslim ettiniz?’ diye sorunca bu kez halk büyük bir sessizliğe büründü !!!! ve birkaç saniye sonra boyunlarını eğerek : ‘Anladık hatamızı..Zaten siz de cezanızı çektiniz..sen hatanı hayatınla ödedin, sen de tüm mal varlığını kaybettin..Hepimiz dersimizi aldık .. Yapacak bir şey yok, seni affediyoruz’ dediler ve sahneden çekildiler..
 
Affedildiğini duymanın etkisiyle, tek sorumlunun kendisi olmadığını anlayan banka müdürü kendini de kolaylıkla affedebildi..O an danışanım derin bir nefes aldı..Sanki yıllardır omuzunda bir yük taşımışta  onu indirince hafiflemiş gibi, büyük bir borcu şimdi ödemişte rahatlamış gibiydi!!!!..Bu ilginç seansın ardından danışanım öğrenmesi gereken erdemlerden birinin ‘kendini affetme’ olduğunu anladı..Şimdiki hayatında fazla sorumluluk alarak (başkalarının işlerini yaparak, başkalarının derdini kendi derdiymiş gibi çözmeye çalışarak) bir çeşit geçmişin günahını çıkarıyordu sanki !!! Ondan da önemlisi, şimdiki hayatında takdir görme ihtiyacının kendini yönettiğini farketti !!!!  Tam da bu yüzden kendi kontrolünün dışındaki durumlarla ilgili sorumluluklarını abarttığını, aynı zamanda beklediği takdiri göremediği için mutsuz olduğunu tüm netliğiyle gördü, duydu, hissetti !!!!! Belki bu seanstan önce de biliyordu böyle olduğunu ama, durumun kendinden kaynaklandığını kendine itiraf edemiyordu...Zaten işine de gelmiyordu bu gerçeği kabul etmek..Çünkü, kendini o kadar haklı, iyi ve çalışkan görüyordu ki, 'ego baskın' bir gözle bakarak başkalarını sorumsuzlukla suçlamak daha kolayına geliyordu !!!!! Böyle davrandıkça özüne inemiyor, kendini kandırıyordu.. Kendi kendiyle yaşadığı bu derin yüzleşmenin ardından, sonraki günlerinde iş bölümü yaparak yaşama kararı aldı..Böylece hem herkes kendi payına düşeni yapabilir, hem de kendisi onların yükünü taşımaz ve özüne karşı dürüst davranmış olurdu..Ve, kendisi değişince her şeyin ve herkesin değişeceğini artık biliyordu !!!! Danışanım seansın bitiminde hayretler içindeydi..Bu çalışmayı küçük para hesaplarından ve kol ağrısından kurtulmak için istemişken nelerle karşılaşmıştı !!!! (Bana göre kendini derinden tanımak böyle bir şey..Hani ‘En son babalar duyar’ diye bir deyim var Türkçede..Bence onu şöyle değiştirmek daha uygun olabilir : ‘Kişi kendini en son kendi duyar’..) ( Eğer henüz özüyle bütünleşememişse !!!)
 
Seans bittikten sonra yaptığımız değerlendirmede para konusundaki hassasiyetine kendince yeni bir yorum getirdi..Çevresindeki kişilere yaptığı yardımın onların sıkıntılarını çözmediğini, yalnızca kısa süreli rahatlattığını görmek, verdiği paranın kendi istediği ölçüde işe yaramaması anlamına geliyordu..Alın teriyle kazandığı, bazen kendi ihtiyaçlarından kısarak verdiği paranın doğru kişilere gitmesine daha çok dikkat edebilirdi.. Sıkıntıdaki kişinin de ‘kendi sorumluluğunu üstlenerek’ çaba gösterdiğini görmesi gerekiyordu!!!..Artık kriteri bu olabilirdi..Aksi olduğunda, hem yaptığı yardımın manevi huzurunu duyamıyor, hem de o kişilere de zarar veriyor, tembelliğe alıştırıyordu..Ayrıca, kullanılmaya ve duygu sömürüsüne açık hale geliyordu..Ve tabi ki, bugünden itibaren, kendi iç huzurunun yanında paranın lafı olamazdı!!!!..En önemlisi buydu..Niçin küçük hesaplar yaptığını ve parayla ilişkisinin niçin huzursuz olduğunu bulmuştu..Daha doğrusu ‘bilinçaltı düzeyde’ bir nedene bağlamıştı..Bu nedenin bir sonucu olarak, artık  paraya gerçek anlamda araç olarak bakabilirdi..Bir yandan dengeli harcarken, bir yandan da biriktirebilirdi..Taşıyamayacağı yükleri üzerinden atabilir, kendini zorlamayacak ölçülerde yardımlarına devam edebilirdi..Önceki günlerdeki gibi daha fazlasını yapmak zorunda değildi!!!!!.. Hatasını bir kere hayatıyla ödemişti..Tekrar acı deneyimleree ihtiyacı yoktu!!!!!..Davranışlarını yalnızca kendi verdiği kararlar değiştirebilirdi !!!!
 
Danışanımın bu çalışmadan edindiği çok önemli diğer bir kazancı da, ilerleyen günlerde takip ettiğimiz  kolundaki ağrılardan kurtulmak oldu!!!!. Seansın sonunda uyguladığımız psikodrama tekniğiyle geçmişte yaşadığı deneyimin ( o koluyla istemeye istemeye kese kese parayı soygunculara vermişti!!!) negatif izlerini taşıyan kolundaki enerji blokajını çözmeyi amaçladık ve enerjinin serbestçe akmasını sağladık..(Regresyon Terapistlerine göre her organın hücresel düzeyde bir hafızası vardır..Psikodrama uygularken sorunlu organa yönelik hafızadaki (donmuş) enerjiyi, tıkanıklığı çözdüğünüz zaman ağrılar yok olabiliyor, yaşam enerjisi bedenin o bölgesinde yeniden serbestçe akmaya başlıyor...Benzetme yapacak olursak, bilinçaltı geçmiş yaşamla şimdiki yaşam arasında kurduğu bağlantıyla ikna oluyor ve format değiştiriyor..Denebilir ki, aldığı yeni pozitif verilerle birlikte kendiliğinden iyileşmeye programlanıyor..)
 
 Bu sonuçlara baktığınızda girdiğiniz hikâyenin bir geçmiş yaşamdan mı kaynaklandığının, yoksa bilinçaltının kişiye özgü yarattığı bir kurgu mu olduğunun çok önemli olmadığını anlıyorsunuz. Bizi ilgilendiren, yüksek bir boyuttan olaylara objektif bakabilmemizi sağlaması ve işe yaraması. Bu tekniğin işe yaramasının en büyük nedeni de bilinçaltının anladığı sembolik dile uygun olması.
 
--Bugünden itibaren siz de sorumluluklarınızı abarttığınızı düşünüyorsanız kim için, neyi, ne kadar yapmak istediğinizi listeleyip sınırlarınızı belirleyebilirsiniz belki... 
 
--Yukarıdaki vaka ile ilgili yorumlarınızı ve sorularınızı  yazdığınızda konuyu zenginleştirebiliriz.---

 

 
 

Yorumlar :

Ad ve Soyadınız  :   
e-posta adresiniz :    
Yorum :  
 

Seval Eroğlu    03.10.2008 22:42:01

Galiba her insanın böyle bir terapiye ihtiyacı var..

Copyright © 2008, Sezaver.Net. Her Hakkı Saklıdır.        Designed By  Mitra