Regresyon Terapisi AZ RASTLANAN BİR VAKA--Geçmişin gölgelerinden kurtulmak iyileştiriyor (!) 31.03.2009

AZ RASTLANAN BİR VAKA--Geçmişin gölgelerinden kurtulmak iyileştiriyor (!)

 

LİTERATURDE AZ BULUNAN BİR VAKA
 
35 yaşındaki bu hemşire hanım hayatının tam bir yılını hiç hatırlamıyordu. Hafızası 6 ile 7 yaş arasını resmen silmişti. Annesinin kanserden dolayı ameliyat olduğu o dönemden tek hatırladığı şey, geceleri yatarken, aileden birinin karaltı gibi sokularak üstüne çıkmasıydı. Sonrasıyla ilgili hiçbir fikri yoktu. Büyüdükten sonra bunun bir tecavüz olduğunu artık biliyordu. Regresyon terapisiyle tecavüz edeni ve hafızasının sildiği şeyleri hatırlamak ve yaşamakta olduğu sorunların nedenini tam olarak anlamak istiyordu. Böylece çözümü görebileceğine inanıyordu. Ruhsal ve fiziksel sorunlar yaşıyordu. 6–7 aydır, eşi ‘senden ayrılacağım’ dediğinden beri bel ağrısı, kas gerginliği ve mide ağrıları çekiyordu. Özgüvensizlik, değersizlik, huzursuzluk, endişe, suçluluk, karanlık korkusu ve yalnızlık korkusu gibi çeşitli sıkıntıları vardı. Terapi istemesinin sebebini ‘Kendimi bulmak, neden bu sorunları yaşadığımı öğrenmek, özgüvenimi kazanmak, duygularımı eşime rahatlıkla ifade etmek’ şeklinde açıkladı. Çünkü eşinin karşısında resmen donup kalıyor ve sanki dili tutuyordu.
 
Evlenene kadar kimseye anlatmamıştı yaşadıklarını. Eşi kendisinden 15 yaş büyük, çok olgun, kültürlü ve anlayışlı biriydi. Resmen danışanıma psikologluk yapmış, deyim yerindeyse onu eğitmiş, yetiştirmişti. Evliliğinin ilk 4 yılı cinsel birliktelik yaşayamamışlardı. Çünkü her seferinde çok korkmuş ve nefes darlığı eşlik etmiş. Sonraki dönemde cinsellik yaşamışlarsada sağlıksız bir süreç olmuş. ‘Vajinismus’un tersi’ şeklinde tanımlanan ve az rastlanan bir durum yaşamış. Öyle ki, o dönemde eşi de ‘istenmiyormuş’ duygusuna kapılmış ve bir süre o da bunalıma girmiş. Onu daha fazla üzmemesi gerektiği sonucuna varınca danışanım ancak o zaman taciz hikâyesini anlatabilmiş.  Kocası çok üzülmekle birlikte durumu kabullenmiş ve birlikte çare aramaya başlamışlar. 5 yıl kadar süren bu dönemde pek sonuç alamamışlar.
 
 Bu arada kocası o kadar sosyal, özgür davranan ve sevilen biriymiş ki, danışanım onu çevresindeki kızlardan kıskanmaya başlamış. Kıskandığını belli etmemeye çalışmış ve görmezden gelmiş kızlarla olan samimiyetini. Ancak huzursuzluğu ilişkilerinin kalitesini bozmuş. Hatta kocası kendisine yatakta ‘et yığını’ olduğunu söyler olmuş. Bu sözler onu daha çok yaralamış, aşağılamış. ‘Ölsemde bu sözleri duymasaydım’ diye düşünmüş. O bunalımla, bir yandan da kocasına olan sevgisinden ve onu kaybetme korkusu yüzünden onu nasıl kazanırım, nasıl kıskandırırım(!) diye plânlar yapmış. Aslında mantığı ayrılması gerektiğini söylüyormuş bu laflardan sonra ama alışkanlık ve yalnızlık korkusu yüzünden buna cesaret edemiyormuş. Ayrıca ona öyle bir bağımlılık geliştirmiş ki, onsuz olursa hayat anlamsızlaşacak gibi geliyormuş. O gülerse gülüyor, o üzülürse üzülüyormuş. O nedenle onsuz bir hayatı düşünemiyormuş. Bu karışık duygulardayken bir gün kendisine ilgi ve yakınlık gösteren biri çıkmış karşısına. Kadınlık duyguları onurlanmış. Beğenilmenin etkisiyle, biraz da kocasının özgür hayatına nispet olsun diye ve kıskandırırım, özgüvenli olduğumu ispatlarım umuduyla o kişinin sinemaya gitme teklifini kabul etmiş.
 
 Sonradan bunu yaptığına çok pişman olmuş. Kendinden iğrenmiş. Dürüst olmak adına kocasına bu deneyimini, niyetini ve pişmanlığını anlatmış. Kocası o dakikadan itibaren boşanacağını söylemiş. Boşamış ta. Danışanım namusuna leke getirecek bir şey yapmadığı halde yapmış gibi görünmenin acısını yaşamış. Kocasının kendisi için yaptıklarını, kendi ayakları üzerinde durmayı öğrenmesi için gösterdiği çabayı boşa çıkardığı için derin pişmanlık ve suçluluk duymuş. Bir sene kadar ayrı evlerde yaşamışlar ancak kopamamışlar. Sonuç olarak ikisi bu birlikteliğe alışkın oldukları için tekrar birlikte yaşamaya başlamışlar. Gelgelelim o olayın gölgesi ikisininde sürekli bunalımlı yaşamasına neden olmuş. Danışanım kocasının güvenini yeniden kazanırım umuduyla tapusu kendi üzerine olan evini kocasına  devretmiş. Ancak yine de ilişkileri toparlanmamış. Bu yüzden danışanım her sinemaya gidişini hatırladığında derin bir kirlenmişlik hissetmiş. ‘Yer yarılsada içine girsem’  duygusundan kurtulamamış. Ve ‘ne yaparsam yapayım kocamın gözünde kendimi aklayamam, çözümsüzüm’ sonucuna varmış. Tıpkı çocukluğunun ardından ergenlik döneminde bir akrabasının tacize yeltenmesiyle birlikte çok korkup, kimseye söyleyemediği günlerdeki gibi. Söylese çözüm olurmuydu, ciddiye alırlarmıydı(!) onu bile kestiremiyordu. Zarar görürüm korkusuyla susmuş ve sadece suçluluk hissetmişti.
 
Öte yandan annesiyle ve kardeşleriyle de ilişkileri her zaman çok karışıkmış. Kocasını kabullenmemişler önceleri ve danışanımın ifadesine göre onların tek derdi kazandığı parayı elde etmekmiş. Çünkü eskiden annesinin kuklası gibiymiş ve maddi-manevi desteğini eskisi gibi göstermeyince onların gözünde kötü olmuş. Zaten uzun zamandır onları ne görüyor, ne de özlüyormuş. Ancak ne ailesiyle ne de kocasıyla hiçbir şey düzgün gitmediği için üzüntüsü çok büyüktü.
 
İlk görüşmede Regresyon Terapisinin ruhsal diyalog kısmını uyguladık. (Bir geçmiş yaşam hikâyesine gitmeye niyetlendik ancak hiçbir görüntü elde edemedik. Çünkü bu hanımın şimdiki hayat hikâyesi öylesine yüklüydü ki  önce burayı halletmeden başka bir geçmiş yaşama gidemiyeceğimize karar verdik. Zaten şimdiki hayatıyla ilgili bir hafıza sorunu vardı. O nedenle zorlamamak daha ugundu. Ve seans bittiğinde hafızasının sildiği bir yılı hatırlamasına ihtiyacı olmadığı sonucuna vardı. ) Şimdiki hayatında rol alan kişilere söylemek isteyipte söyleyemediği her şeyi söyleyip uzlaştıktan sonra, yaşadığı tacizlerin travmatik etkisinden kurtulması için psikodrama çalışması yaptık. O andan itibaren değişim ve rahatlama başladı. Bir hafta sonraki görüşmede gelişmeler ikimizinde düşündüğünün ötesindeydi. İfadesine göre kocasıda gözlerindeki yeni ışığı fark etmiş ve bunu dile getirmişti. Öz değerini fark etmek özgüvenini arttırmıştı.
 
İkinci görüşmede cinsellikle ilgili negatif düşüncelerini çökerttik. ‘Cinsellik iğrençtir’ yerine ‘cinsellik güzeldir’ gibi bir inanç yükledik. Ayrıca cesaretli, kendi inandığı, özgür ve kendinden emin olduğu zamanları hatırlatarak böyle olmanın keyfini yaşamasını hedefledik. Sonraki günlerde artık eşiyle rahatlıkla konuşabiliyordu. Ayrıca eşinin egosunu besleyenin bizzat kendisi olduğunun ayırdına vardı. Her ne zaman bir şey anlatsa konunun hep eşiyle ilgili olduğunu fark etti. Eşi varsa kendisi vardı(!). Hatta bir keresinde eşinin sol dizi ağrıdığında kendisininki de ağrımıştı. Eşiyle bu kadar özdeşleşerek kendini nasıl yok saydığını fark etti şaşkınlıkla(!).Sadece onun varlığıyla bir değeri olduğuna inanmıştı o güne kadar. Bu farkındalıkla birlikte mide krampları bitti ve kendini doğallıkla sevmeye başladı. Hâl böyle olunca eşi de doğallıkla olumlu tepkiler vermeye başlamış. Bu gelişmelerden çok memnun olmuş. Çünkü yıllardır kendi ayakları üstünde durabileceğine inandırmaya çalışmış, ancak sonuç alamamıştı. Ayrıca cinsel hayatları da düzelmeye başlamış. Danışanım bu durumun mucize olduğunu söylüyor.
 
Sonraki görüşmede gelecekle ilgili kaygılarını azaltıp dengeleme çalışması yaptık. Çünkü her şey o kadar iyi gidiyordu ki bu gidişat bozulurmu korkusunu bertaraf etmemiz gerekti. Ayrıca EFT ile arta kalan pişmanlık duygularını da salıverdikten sonra, şimdilerde eski sorunlarıyla kıyasladığında ‘sıradan’ dediği sigarayı bırakma sorununu çözmeye gelmişti sıra. Kendini sevmeyle birlikte bedenine iyi bakma ihtiyacı doğallıkla gündeme geldi diye düşünüyorum. Onu da başaracağından eminim. Çünkü o kadar kararlı ve azimli ki verdiğim bütün telkinleri sünger gibi emiyor.
 
  

Yorumlar :

Ad ve Soyadınız  :   
e-posta adresiniz :    
Yorum :  
 

Copyright © 2008, Sezaver.Net. Her Hakkı Saklıdır.        Designed By  Mitra