Regresyon Terapisi 'ENDİŞE' ÜRETİCİLERİ !!! 07.05.2009

'ENDİŞE' ÜRETİCİLERİ !!!

 

‘ENDİŞE’ ÜRETİCİLERİ !!!
 
30'lu  yaşlarını süren ve 'çok iyi bir meslekte çalışmakta olan bu genç tam anlamıyla bir ‘endişe’ makinesiydi. Sürekli ‘olumsuz senaryolar’ ürettiği için, sonra da onların olacağını ‘zannettiği’ için çok korkuyor ve 15 yaşından beri sık sık depresyona giriyordu. Çok zeki bir insandı, bugüne kadar çözüm olabilecek her türlü yardımı almasına rağmen bu süreç devam ediyordu ve artık bu gidişata bir son vermek istiyordu. İlk görüşmemizde kendini ifade problemi öyle dikkat çekiyordu ki, ben bu tıkanıklığın sebebi ne olabilir diye düşünürken o cevabını verdi. 15 yaşından beri ‘edebiyat ve yazma tutkusu’ olduğunun farkındaydı ve lisedeyken alan seçimini bu özelliğine uygun olarak yapmak istediği halde hiç destek görmediği için sayısal alana yönelmişti. Şu anda yaptığı işi seviyordu aslında. Ancak o gün bugündür hayatında hep bir şeylerin eksikliğini duymuş ve yaşama sevincini gönlünce hissetmemişti. İyi anlaştığı bir kız arkadaşı olmasına rağmen evliliği öteliyordu. ‘Bu halimle askerde ben mahvolurum’ diye düşündüğünden askerliği de öteliyordu. Sanki çok ‘güçlü’ bir enerjisi var, ama kullanamıyordu(!). O nedenle de depresyona yatkın bir kişilik oluşturmuştu. Sürekli olarak gelecekle ilgili ‘en kötü senaryo’ya odaklanıyor, kendini zayıf ve çaresiz hissediyordu. Çarpıntıları oluyordu ve böbrek taşı ile ilgili sorunları vardı. Bütün amacı ‘sorunlarla baş edecek gücü’ kendinde(!) bulmaktı. Böyle diyordu ama bu gücün kendinin dışında bir yerlerde olduğuna olan inancını da koruyordu. Ve ‘varsa eğer’ bu gücü kendinde ‘nasıl’ bulacağını bilmeye, kendi ifadesiyle bir 'reçete'ye ihtiyacı vardı.
 
Yaptığımız çalışmada çok ilginç bir durumla karşılaştık. Olumsuz yaşadığı her deneyim sonuç itibarıyla olumlu bir gelişmeye vesile olmuştu(!). Danışanım bunu fark edince gülerek şöyle bir espri yaptı; ‘Bakalım uzun zamandır yaşadığım bu depresyon halim nasıl bir olumlu gelişmeye yol açacak?’ Bu saf, doğaçlama sorunun cevabı daha ilk görüşmenin sonunda geldi (!) Daha küçücük bir çocukken istediği her şeyi ‘ağlayarak’ elde ettiğini hatırladı(!) Çocuk aklıyla ‘İsteklerimi yaptırmanın yolu ‘zayıflıktan’ geçer’ gibi bir inanç kalıbıyla yaşadığını fark etti. O günlerde anne babasına duygu sömürüsüyle yaptırdığı şeyleri büyüdükten sonra Allahtan beklediğini anlamakta gecikmedi(!). Allah inancı çok güçlüydü ve sanki onunla şöyle konuşuyordu; ‘Allahım, ne kadar acı çektiğimi ve bu durumdan kurtulmak için ne kadar uğraştığımı görüyorsun. O kadar ağlıyorum(!) yine de bana istediğim huzuru vermiyorsun(!). Ben bu kadar ‘acizken’ elimden hiç bir şeyin gelmediğini görüyorsun. Onun için eni sonu annemle babamın yaptığı gibi sen de dayanamayıp bana istediğimi vereceksin biliyorum ama artık dayanamıyorum, bir an önce yaşama sevincimi ver yoksa  öleceğim bu dertten’. İç dünyasında farkında olmadan Allahla bir çeşit pazarlık yürütüyordu.
 
Daha 4 yaşındayken okuma-yazmayı kendi başına sökmüştü. Yalnızca çok zeki bir insan değildi, aynı zamanda ‘neyse ki’ kendine karşı çok ta dürüsttü. Durumu fark eder etmez kabullendi sorumluluğunu. Kendiyle yaşadığı bu yüzleşmenin ardından, artık bu zekâsını hangi olumlu gelişmeye vesile olsun diye kullanacağını çok iyi biliyordu(!). Bütün mesele Allahın kendine zaten doğuştan bahşettiği ‘güce’ odaklanmaktı.
 
Kendini en çok roman yazarken ‘güçlü’ hissettiğini anlattı. Çünkü yazarken her ayrıntı kendi kontrolündeydi(!) ve kendini o kadar güzel ifade ediyordu ki ‘yazma’ konusuyla ilgili konuşurken gözlerinin içi parlıyordu. Aynı anda hem mesleğine devam edebilir hem de roman yazabilirdi. Bugüne kadar bunu akıl ettiyse de neden başaramadığını şimdi daha iyi anlıyordu. Öyle ya, aynı anda hem ‘aciz’ hem de ‘güçlü’ rolünü nasıl oynayabilirdi ki?
 
Yaratıcılığını kullanmadığı için, daha doğrusu enerjisini var oluş amacına uygun akıtmadığı için yazmak istediği tüm senaryolar sanki zihninde ‘endişe’ olarak birikmişti ve kâğıda dökülmediği için tıkanmıştı. Daha da ötesi, ‘olabilecek en kötü senaryolar’ artık kendi gerçek günlük yaşamının bir parçası olmuştu. Bu farkındalıkla danışanım endişe duymayı ne kadar abarttığını farkederken hayal ile gerçeğin ayırdına varmaya başladı. Yaşadığı sorunların sebep ve sonuçlarını görmek danışanımın yeni kendini doğurmasına vesile oldu. Şimdilerde her akşam gün içinde huzurlu ve pozitif hissettiği anları kaleme alarak yeni kimliğini beslemekle meşgul. Böylece endişenin yerine huzuru koyarak yaşama sevincini arttıracağını biliyor. 
 
(Başka genel bir yöntem , tüm endişeleri 'içlerinin ne kadar boş olduğunu anlayıncaya kadar' yazmak olabilir. Bu egzersiz endişelerin salıverilmesine  ve çözümü görmenize yarayabilir. )
 
Web sayfamın düzenli, değerli okuyucuları;
 
Diğer yazılarımdan hangi teknikleri uyguladığımı bildiğinizi düşünerek vaka örneklerini artık eskisinden daha kısa yazmamın daha doğru olacağına karar verdim. Yine de öğrenmek istediğiniz ayrıntılar olursa sorular sorabileceğinizi ve yazışabileceğimizi biliyorsunuz.
 
Hoşça kalın, sevgiyle kalın.

Yorumlar :

Ad ve Soyadınız  :   
e-posta adresiniz :    
Yorum :  
 

Copyright © 2008, Sezaver.Net. Her Hakkı Saklıdır.        Designed By  Mitra